1 OCAKTA BUNLARI YAP!
Böylece 12 aylık fırsatlar dönemini geri de bıraktık. Kimine göre fırsatlar kimine göre de mücadeleler dönemi. Kimine göre başarı ya da başarısızlıklar dönemi. Kimisi koca bir yıl nasıl geçti bilmiyorum, su gibi aktı der. Kimisi bir türlü geçmek bilmedi der. Ama sonuçta bitti. Çünkü zamanı durduramasın, donduramasın sadece tüketirsin. Ama zamanı yönetemesen o da seni tüketir.
Genel olarak zamanın tanımı şudur: Zaman; Yerine konması, geri döndürülmesi, yenilenmesi, depolanması, satın alınması mümkün olmayan kıt bir kaynaktır. Ve herkese eşit dağıtılır. Zaman, başlı başına bir konudur başka bir yazıda ele alacağım.
Ömür takviminin yaprakları, yaşam ağacımızdan son bahar yaprakları gibi, birer birer dökülüyor. Ve bugün de düşen son yaprak olacaktır bu takvimden. Ama son takvim olmayacak. Hayatta her zaman istediğimiz sonuçları alamasak ta, hayat planladığımız gibi gitmese de İyi haber şu ki; bu takvim her sene fırsatlar ve umutlarla dolu yenileniyor. Dolayısıyla bu bir son değil yeni bir başlangıç içindir. Ağaçtan dökülen yapraklar, nasıl ağacı yenilemek ve yeniden yeşertmek için bir hazırlıksa, insan içinde her yıl başı yeni bir başlangıçtır. Bu illa yıl başında olacak diye bir kaide de yok. Her ay, her gün hatta her saat başı bile insanın yeni başlangıçlar yapması için bir fırsattır.
Şu da bir gerçektir ki ay başında, hafta başında yeni bir şeye başlamayan plan yapmayan kişi 1o yıl başı da geçse gene yeni başlangıçlar yapamaz. Yeni bir şey başlatmak için, harekete geçmek için 1 yıl beklemeye gerek yoktur elbette. Ama gene âdettendir. Her yılbaşında herkes yeni kararlar alır, yeni hedefler koyar, iyi dilekler ve temennilerde bulunur. Gene yapalım bunları ama bu sefer bir fark olsun. İlham veren hedeflerin olsun. Gereçten iste. Yapmak için iste. Yeni hedeflerin: Ölçülebilir, ulaşılabilir, makul olsun.
İstemek iki türlüdür: Bir heves etmek, iki talep etmektir. Talep eden bilinçle ne istediğini bilir ama heves eden bilmez. Onun için söz meclisten dışarı “Abdal talep eder, aptal heves eder” demişler. Şimdi bu yıl ne yapman gerektiğine 10 madde halinde sıralayacağım.
1 Ocaktan İtibaren Bunları Yap
- Korkmadan İste: Gelin bu sefer isterken heves değil; talep edelim. Peki neden aynı şeyleri isteyip farklı sonuçlar alıyor insanlar. Bazı insanlar başaracaklarından emin değiller. İstiyorlar ama korkuyorlar da. Korkuyu yenmenin en iyi yolu, başarmak zorunda olma duygusuna sahip olmaktır. Defalarca görüp hissedip yapacağından emin olmaktır. Şüphe edersen başaramasın.
- Zamanı Yönet Planla: Planlamayı başaramıyorsan, başarısızlığı planlıyorsun demektir. Zaman, İçinde belli bir eylemin bulunduğu süredir. Eylem yoksa zaman da yoktur. Harekete geç. Planla uygula, kontrol et. Her şeyi zamana bırakırsan zaman sana hiçbir şey bırakmaz, unutma.

- Dışarda Değil İçerde Ara: Zihnini geliştirmek için daha derin bakmalısın. Herkes mutluluğu, neşeyi huzuru arar ama dışarda; gelin bu sefer içimizde arayalım. Parada, güçte, şöhrette, büyük arabada, büyük evde aramayalım. Bunların mutluluk getirmeyeceğini söylemiyorum ve varlıklı olmayı asla kötülemiyorum. Ama bunlar kaliteli ve mutlu bir yaşam için tek başına yeterli bir kriter değil. Çoğu insan dışarda değil; kendi içinde-içerde olan mutlu bir yaşamın nihai kaynağına dikkat etmez. Mutluluk daha fazla şeye sahip olmak değil daha az şeye ihtiyaç duymaktır belki de. Sahip olmadıklarımızla mutsuz olacağımıza; sahip olduklarımızla mutlu olmayı deneyelim.
- Kalbinle Meşgul Ol: Mutluluğu içinde ara kendinle, kalbinle meşgul ol bu sefer. Dart oyun tahtasını bilirsin. En çok puan aldığın hedef en küçük daireye, çizgiye vurduğun hedeftir. Merkezden uzaklaştıkça aldığın puan azalıyor. Ya da bir hedef tahtasında ortasında vurduğunuzda başarılı sayılırsınız. Hedefi 12’den vurma diye bir tabir vardır. İnsanda kendi merkezinden kalbinden çok uzaklaşmamalı. Etrafımızda olup bitenle o kadar çok meşgul oluyoruz ki kendimizi unutuyoruz. Başkasının yaptığını sorgulamaktan, eleştirmekten çekiştirmekten bize zaman kalmıyor. Oturup düşünelim hayatımızı parçalara bölelim. Hayatımızda en çok ne yer alıyor. Kendinle, ailelinle meşguliyetine 10 üzerinden kaç puan verirsin 3 mü 4 mü yoksa 1 mi. Başkalarının hayatını, hatasını konuşmaya kaç puan verirsin 7-8 mi. Hayat çemberimizi biraz daraltmamız gerekiyor. Yeni bir yaşam çarkı çizmemiz gerekiyor. Neye ne kadar zaman ayırıyoruz farkına varalım.
Kendine Geç Kalma: Çemberin dışına hep kötü niyetle taşmıyoruz. Bazen de çocuğumuzu, eşimizi, komşumuzu ya da akrabamızı düşünmekten kendimizi unutuyoruz. İyi niyetli olarak duygusal davranıp herkese, her şeye yetişip kendimizi ihmal etmekte doğru değil. Her yere herkese yetişeceğim, yeteceğim çabasına girerken kendine geç kalıyorsun bu sefer. Kendine geç kalma. Uçakta anons edildiği gibi önce kendi maskeni tak, sonra çocuğun maskesini tak. Kendine faydası olmayanın başkasına faydası olmaz.- Tecrübelerden Ders Çıkart ve Faydalan: Geçmişte yaşadığımız her 12 aylık dönem geleceğe daha sağlam temeller atmak için kullanılacak birer basamak gibi düşün. Hayatımız verdiğimiz kararlar ve yaptığımız eylemlerle şekillenir. Dün yaptığın eylemler, verdiğin kararlar senin bugününü inşa etti. Bugün yapacağın şeylerde yarınını inşa edecek. Daha iyi sonuçlar için daha iyi eylemlere ihtiyacın var. Vereceğin her karar için kendine şu soruyu sor; “Bunun bana faydası, katkısı nedir? Topluma(doğaya) katkısı nedir? “
- Kendini Yönetmeyi Öğren: Bilinçli yaşam için, her gün, günün herhangi bir anında şu soruyor sor: “Şimdi ne yapıyorum”. Böylece hayata karşı farkındalığın artar.
- Az Pişman Olmaya Bak: Dostoyevski derki: “Ne yaparsan yap pişman öleceksin. Belki yaptıklarından, belki de yapamadıklarından.” Hayatta 4×4 lük diye bir şey yoktur. Önemli olan az pişman olmaktır. Hiç pişman olmamak diye bir şey yoktur. Kim olmak istediğini bulursan, az pişmanlık duyacağın kararlar alırsın. Elinde oto kontrol sağlayacak bir listen olur. Tersten soralım soruyu : Kim olmak istemiyorsun?
- Her gün uygulayacağın birkaç basit davranış ile alışkanlık edinirsin böylece yeni denilen bir hayat için yeni bir süreci başlatmış olursun.
- Kendini Değiştir Hayatın Değişsin: Hayatta şartların değişmesini bekleme. Yukarda söylediğimiz gibi “Her şeyi zamana bırakırsan, zaman sana bir hiçbir şey bırakmaz.” Bir insan çevresi 5 yıl önce ne ise 5 yıl sonrada odur. Çok değişmez. Hep benzer insanlarla oturup kalkarsan herkesi o ortamda gördüğün insanlar gibi sanırsın. Mehmet Akif Ersoy’un dediği gibi: “Muhitin hali insaniyetin timsalidir sandım”. Yani insanlığın halini çevremde gördüğüm gibi sandım der. Dokuz parasız insanla takılırsan onuncusu sen olursun emin ol. Bir ülkenin politikaların değişmesi bazen 50 yıl sürer. Yönetenlerin bugün aldığı bir kararın bazen menfi, bazen de müspet etkisi 20 yıl sonra ortaya çıkar. Onun sonucunu bekleme lüksümüz var mı? Vergi oranları değişir, kanunlar değişir seçim olur, bazı şeyler değişir ama bu değişimin senin hayatına yansıması belki 10 yılı, 20 yılı bulur. Buda seni çok tatmin etmez herhalde. Peki çözüm nedir? Çok basit. Sen kendini değiştireceksin. O zaman hayatın değişir. Sen değişirsen değişim ani olur. O zaman sen ilerlersin. Onlar yerinde sayar, şikâyet etmeye devam ederler. Lokomotif mi olacaksın, yoksa vagon mu? Seçim senin. İbn-i Rüşd derki: “Yumurta dıştan kırılırsa yaşam son bulur, içerden kırılırsa yaşam başlar; zira önemli dönüşümler hep içten başlar.” Hadi şimdi değilse ne zaman.
Yazı biraz uzadı farkındayım ama bu hikaye ile bitirelim dostlar.
Psikoloğa giden bir adam,
”Geceleri uyuyamıyorum efendim” demiş, ”Sürekli yatağın altında biri var gibi geliyor. Yatağın altına girip orada uyumayı deniyorum. Bu defa da yatağın üstünde biri var gibi geliyor…”
Adamı dikkatle dinleyen psikolog “hallederiz demiş”. ”Bana haftada iki kere geleceksiniz. 6 aylık bir tedavi sonunda sizi iyileştireceğimi umuyorum.”
”Her geldiğimde ne kadar ödeyeceğim?”
”200 TL, buna göre 6 ayda 9600 TL ödeyeceksiniz”
Adam gitmiş, o gidiş…
Psikolog, birkaç ay sonra adama sokakta rastlamış ;
”Ne oldu, hastalığınız?” diye sormuş
”20 TL”ye hallettim… ”
”Nasıl oldu?”
”Sizin yanınızdan ayrıldıktan sonra, mahalledeki çayhaneye uğradım. Çayımı içerken, çaycı beni düşünceli görünce; “Bir derdin mi var amca” diye sordu. Bende hastalığımı anlattım. ‘Karyolanın bacaklarını kes’ dedi… Kestim; mesele halloldu! ” Hayatta karşılaştığımız problemler gördüğümüzden daha basit olabilir.
Bakış açını değiştir. Derin olan kuyu değil; kısa olan ipindir belki. İpini uzat. Güçlü nedenlerin varsa her şeye katlanırsın.
Güçlü nedenlerin olduğu bir yıl olmasını diliyorum. Mutlu huzurlu bir yıl geçirmen dileğiyle. İyi yıllar. Umarım bu yılla birlikte, kalan yıllarınız geçen yıllarınızdan daha mutlu, huzurlu ve hayırlı olur.



